"BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR" kategorisindeki yazıları incelemektesiniz.

23 Nisan Şiirleri 2

23 Nisan Şiirleri 2

23 Nisan Şiirleri 2 tıkla indir

23 Nisan Şiirleri

23 Nisan Şiirleri

23 Nisan şiirleri

ÖĞRETMENLER GÜNÜ (24 Kasım)

ÖĞRETMENLER GÜNÜ (24 Kasım)

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

ÖĞRETMENLER GÜNÜ (24 Kasım)
Öğretmen; öğretme işini görev edinen kişiye denir. Öğretmenlik bir meslektir. Kişinin öğretmen olabilmesi için öğretmen yetiştiren bir okulu bitirmesi gerekir. İlkokullarda öğretmen Sınıf Öğretmenidir. Sınıfın bütün derslerini aynı öğretmen okutur. Ortaokul ve Liselerde ders öğretmenliği vardır. Meslek okullarında dersler özel şekilde yetiştirilmiş meslek öğretmenleri tarafından işlenir.

Eskiden öğretmene “Muallim”, öğretmen yetiştiren okula da “Muallim Mektebi” denirdi. Ülkemizde öğretmen okulu ilk kez 16 Mart 1848’de açıldı.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde eğitime ve öğretime önem verilmiyordu. Az sayıda okul vardı cumhuriyetin ilanıyla birlikte yurdumuzun her yanına yeni yeni okullar açıldı. Okul çağında olanlar bu okullarda okumaya başladı.

Atatürk, eğitimin, öğretimin yayılmasından, yaygınlaşmasından yanaydı. 1928 yılında Arap harflerinin kaldırılıp yerine bugün kullanmakta olduğumuz Türk harflerinin kabulü tüm yurtta sevinç yarattı. Halkın yeni harfleri kısa sürede öğrenip daha çok yurttaşın okur – yazar olmasını sağlamak amacıyla yoğun bir çalışma başladı. Okuma – yazmayı yaygınlaştırmak için okul çağı dışındaki yurttaşlara okuma – yazma öğreten okullar açıldı. Bunlara Millet Mektepleri adı verildi.

Atatürk, Ulus Okulları dediğimiz Millet Mektepleri’nde yazı tahtasının başına geçerek dersler verdi. Bakanlar kurulu 11.11.1928 günü yaptığı toplantıda Ata’ya Ulus Okullar Başöğretmenliği sanını verdi. 24 Kasım Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.

Öğrencileri, öğretmenleri, okulu çok seven Atatürk yurt gezilerinde okullara uğrardı. Sınıflara girer, sıralara oturur, ders dinlerdi. Öğrencilere sorular sorardı. Öğretmenlerle konuşur, her yerde öğretmenliğin üstün bir meslek olduğunu anlatırdı.

Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda nasıl canla başla çalıştıklarını yakından izlemiştir. Yurdumuzun düşman tarafından paylaşıldığı sırada öğretmenler Öğüt Kurulları oluşturarak halka ulusal bağımsızlık, Ulusal Kurtuluş Savaşı düşüncelerini yayıyordu. Öğüt Kurulları dışında öğretmenler 14 eğitim kuruluşu ile birlikte Milli Kongre Cephesini kurdular. Milli Kongre Cephesi, düşmanların İzmir’i işgal ettikleri günlerde Sultanahmet Mitingini hazırladı. Bu mitingin konuşmacılarından çoğu öğretmenlerdi.

Başöğretmen Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda gösterdikleri etkinliği hep övmüştür. Atatürk yeni Türkiye’nin yaratılmasında öğretmenlere büyük görevler düştüğü inancındaydı. Çağdaş bir ulus olmamız için eğitimin yaygınlaşması gereğine inanıyordu. Bu nedenle Atatürk “Ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” Sözleriyle öğretmene verdiği önemi ve duyduğu saygıyı en güzel biçimde belirtmiştir.

Atatürk’ün 100. Doğum yıldönümü 1981 yılında, 24 Kasımın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.

Öğretmenler Günü’nde öğretmenin toplum içindeki yeri, değeri belirtilir. Öğretmen sorunları dile getirilir. Öğretmenler Günü’nde; eğitime, öğretime hizmet etmiş, saygınlık kazanmış öğretmenler anılır. Gençlerin yetişmesindeki katkıları anlatılır. Mesleğe yeni giren öğretmenler 24 Kasımda Öğretmen Andı içerek göreve başlarlar.

Öğretmen; yapıcı ve yaratıcıdır. İnsan haklarına saygılıdır. Öğretmen özverili, çevreye güven ve inanç veren, içi insan sevgisiyle dolu bir kişidir. Atatürk; “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” demekle öğretmene yüklediği sorumluluğu ve değeri anlatmıştır.

Öğretmenler sevgi dağıtır. İçimizi aydınlatır. Bizi doğruya yöneltir. Bilgili kişiler olmamız için çaba gösterir. Dünyayı tanıtır. Öğretmen her alanda yeniliği, yenileşmeyi savunur. Gerçekleri anlatır. Beceri ve yeteneklerimizin gelişmesine yardımcı olur. Kısaca analar doğurur, öğretmenler yetiştirir.

Bir milletin milli, ahlâki ve kültürel yönden güçlü ve medeniyet bakımından kalkınmış olması öğretmenlerinin üstün çalışmalarına bağlıdır. Milli birlik ve beraberliğimizin teminatı öğretmenlerdir.

Bizleri ham bir madde olarak ele alan öğretmenler, üzerimizde titiz, dikkatli ve sabırlı çalışmalar yaparak bizi şekillendirirler. Duygularımıza, ruhumuza, fikirlerimize ve hayata bakışımıza en güzel desenleri verirler.

Bize doğruyu, güzeli, iyiyi, mertliği, milli duyguları ve Atatürk ilkelerine bağlılığı öğreten öğretmenlerimizdir. Biz onların eseriyiz. Sıhhatini, nefesini, enerjisini, gençlik yıllarının hepsini bizim için harcar.


***ÖĞRETMEN ANDI***

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na,
Atatürk inkılâp ve ilkelerine,
Anayasa’da ifadesini bulan Türk milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma,
Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine bağlı olarak uygulayacağıma,
Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi, kültürel değerlerini benimseyip, bunları geliştirmek için çalışacağıma;
İnsan haklarına,
Anayasa’nın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime;
Bütün görevlerimi Türk Milli Eğitimi’nin amaç ve temel ilkelerine uygun olarak yapacağıma,
Öğrencilerimi bu doğrultuda yetiştireceğime
Namusum ve şerefim üzerine and içerim.

*ÖĞRETMENLER GÜNÜ KONUŞMA METNİ*

SEVGİLİ ARKADAŞLAR!
Harf devrimini yapan Mustafa Kemal Atatürk’ümüz yeni harflerin öğretilmesi için yazı tahtasının başına geçti. Milletimize yeni harfleri öğretmek için canla başla çalışmaya başlamıştı. Bakanlar Kurulu 11 Kasım 1928 günü yaptığı bir toplantıda Atamıza “Millet Mektepleri Baş Öğretmenliği” unvanını verdi. 24 Kasım 1981 yılında 24 Kasım’ın her yıl öğretmenler günü olarak kutlanmasına karar verildi. Öğretmenler Gününde öğretmenlerimizin değerini, sorunlarını ve hizmetlerini hatırlar, onların emeklerini boşa çıkarmamak için gayret ederiz.

Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Gerçeği, daima gerçeği, yeniliği, gelişmeyi ve bilimi anlatır. Yeteneklerimizin gelişmesine yardımcı olur. Doğruluk, dürüstlük ve yardımseverlik gibi evrensel değerlere ulaşmamızı sağlar. Bize anne olur, baba olur, kardeş ve arkadaş olurlar. Dünyanın en saygın insanları olan siz öğretmenlerimizin huzurunda saygıyla eğilirim.
*ÖĞRETMENLER GÜNÜ OKUMA PARÇASI*

ÖĞRETMENİM
“Öğrenci gözüyle öğretmen” adlı yarışmada birincilik ödülü alan yazı.

Ben bir öğretmen çocuğuyum. İlk öğretmenim de annemdir. Öbür çocuklar gibi okula başlarken yabancılık çektiğimi söyleyemem. Yaşamım okulda başlamıştı. Ancak okula başlamamla yeni bir sorun önüme çıktı. Annemi öbür çocuklarla paylaşmak zorunda kalmıştım. Evde benim üzerime kanat geren, bana bir çiçek gibi özen gösteren annem, okulda ve özellikle sınıfımızda bambaşka biri oluyor, tüm çocuklar onunmuş gibi onlara da aynı sevgiyi gösteriyordu.

Dahası, onların sorunlarını eve de getiriyor ve hepsiyle ayrı ayrı ilgileniyordu. Bu benim kıskançlığımı arttırıyordu. Özellikle “Ümmü” ile çok ilgileniyordu. Bu siyah saçlı, siyah gözlü, tombul yanaklı köy çocuğu pek konuşkan değildi. Teneffüslerde oyunlara da katılmazdı. İçine kapanık, sessiz bir tipti. Annem teneffüslerde “Ümmü” ile oynardı. Ümmü’nün sorununa çözüm bulabilmek için ailesi ile sıkı bir ilişki kurmuştu. Bu çalışma kısa sürede meyvesini verdi.

Ümmü oyunlara bizim çağırmamızı beklemeden katılıyor, çalışmaları ile de kendini gösteriyordu. Annemin sevinci sonsuzdu. Bir ödül almışçasına “Ümmü’yü kazandım” diye seviniyordu. Fakat sevinci uzun sürmedi. Talihsiz bir olay Ümmü’nün yaşantısını alt üst etti.

Soğuk bir kış günü evde yalnız kalan Ümmü, sobayı yakmak istemiş fakat yakamamış. Bakmış ki olmuyor, kızgın odunların üzerine gaz dökmüş ve kibriti yakmış. İşte ne oldu ise o zaman olmuş, sobadan fırlayan alevler Ümmü’yü sarmış. Dumanları gören komşular eve koşmuşlar. Ümmü’yü yarı baygın halde kurtarmışlar, yangını da bastırmışlar.

Ev kurtuldu. Fakat Ümmü geçirdiği korku nedeniyle konuşamaz oldu. Gösterildiği doktorlar Ümmü’yü ancak bir şokun konuşturabileceğini söylemişler. Annem Ümmü’yü sıkıntılı günlerinde yalnız bırakmadı. Sınıfa getiriyor, onunla yine ilgileniyordu.

Aradan iki ay geçti. Annem kalp çarpıntısı geçirerek derste rahatsızlandı. Rengi sararıyor, nefes almakta güçlük çekiyordu. Babam bir taksi getirdi, annemi bir battaniye içinde sarsmadan arabaya yerleştiriyorlardı ki; kekeleyen bir ses işitildi. “Öğretmenim ne olur iyi ol, seni çok seviyorum.” Hepimizden önce annem tanıdı sesin sahibini. Ümmü’ydü bu.

Annem kapalı gözlerinin ardından sızan yaşlarla, “Ah ne güzel Tanrım. Ümmü de konuştu.” dedi.

Ben de Başöğretmen Atatürk’ümün eğitim ordusunda öğretmen olacağım.

Ben de bilgisizliğin karanlığına ışık tutacağım. Yurdumun çocuklarına bilgiden taç öreceğim. Öğrencilerimin gönüllerinde yaşayacağım.

Özlem ÖZTUĞ

*ÖĞRETMENLER GÜNÜ İLE İLGİLİ GÜZEL SÖZLER*

* Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
* Dünyanın her yanında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve en değerli varlığıdır.
* Öğretmen bir sanatkârdır, yarının temelini o attığı gibi, değerli kişilik hamuruna da biçim verir.
* Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.
* Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir.
* Öğretmen, geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusudur.
* Toplumların uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.
* Geleceğin güvencesi eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.
* Milletleri kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir. (Atatürk)
* Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister. (Atatürk)
* Unutmayınız ki, cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir. (Atatürk)
* Öğretmen bir kandile benzer; kendini tüketerek başkalarına ışık verir. (Ruffini)
* Ordularımızın kazandığı zafer, sizin eğitim ordularınızın kazandığı zafer için yol açtı. Gerçek zaferi siz, öğretmenler kazanacaksınız. Bunu başaracağınızdan kuşkum yoktur. Sarsılmaz bir inançla ben ve arkadaşlarım sizi gözeteceğiz… Sizin karşılaştığınız tüm engelleri kıracağız. (Atatürk)
* Heykeltıraş mermere ne ise, öğretmen de çocuğa odur. (Addison)
* Öğretmen nasılsa sınıf da öyledir. (Alman Atasözü)
* Öğretmen ve ağaç, ürünlerinden belli olur. (Ukrayna Atasözü)
* Öğretmenlik, mesleklerin en az kazanç getireni, fakat insanı en çok ödüllendirenidir. (H. V. Dyke)
* Dünyada her şeye bir değer biçilebilir ama öğretmenin eserine değer biçilemez; çünkü o, her şeydir ve hiçbir şeydir. (Sokrates)
* Yeryüzünde öğretmenlikten daha onurlu bir tanımıyorum. (Diyojen)
* Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. (Eflatun)

*ÖĞRETMENLER GÜNÜ TİYATRO OYUNU*

İNSAN TORNASI

Görüşmeci-Öğretmen
Dekor; Sıradan bir ev… Kanepe, sehpa, Atatürk portresi

GÖREVLİ- :’Efendim ben bir kültür dergisinin görüşmecisiyim. Siz bir arkadaşımın oğlunun öğretmenisiniz, Sizden hep övgüyle söz ederdi. Emekli olduğunuzu söyledi. Sizinle bir görüşme yapmak istiyorum; ne dersiniz?
ÖĞRETMEN- İşinize yarayacaksa yapın.
GÖREVLİ- Çok teşekkür ederim. Efendim, ne kadar oldu ayrılalı.
ÖĞRETMEN- İki ay oldu. Ağustosta emekli oldum.
GÖREVLİ- Sayın hocam, kaç yaşındasınız?
ÖĞRETMEN- Kaç gösteriyorum?
GÖREVLİ- Altmış, altmış beş yaşında gösteriyorsunuz.
ÖĞRETMEN- Elli yaşındayım, erken çöktük.
GÖREVLİ- Bu elli yılın kaç yılını öğretmenliğe verdiniz?
ÖĞRETMEN- Otuz yılımı verdim. Dile kolay, otuz yıl!
GÖREVLİ- Otuz yıl. Geriye baktığınızda ne görüyorsunuz hocam?
ÖĞRETMEN- Toz.
GÖREVLİ- Toz mu? Ne tozu?
ÖĞRETMEN- Tebeşir tozu!
GÖREVLİ- Ha, evet. Sanatlı ve esprili konuşmayı seviyorsunuz…
ÖĞRETMEN- Bizim kuşak hep böyledir Boş sözlerden kaçınırız. Geriye baktığımda, gözleri ışıl ışıl parlayan çiçeklerimi, öğrencilerimi görüyorum.
GÖREVLİ- Ne güzel! Emekli oldunuz, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
ÖĞRETMEN- Yorgun, çok yorgun. Ama mutlu…
GÖREVLİ- Anlıyorum. Otuz yıl öğretmenlik yaptınız; şu an elinizde ne var?
ÖĞRETMEN- Bir tesbih!., (Elindeki tesbihi gösterir)
GÖREVLİ- Yani?
ÖĞRETMEN- Yani hiçbir şey… Yine kirada oturuyorum. Bir evim bile yok
GÖREVLİ- Emekli paranızla bir şey yapamadınız mı?
ÖĞRETMEN- Hiçbir şey yapmaya yetmedi. Bir konut kooperatifine girmek istedim. Sonra vazgeçtim,
GÖREVLİ- Neden?
ÖĞRETMEN- Düşündüm; o ev bitinceye kadar, yaş biter. .
GÖREVLİ- Daha yaşınız gençtir, efendim.
ÖĞRETMEN- Evet, yaşınız yaşım genç, ama beynim yaşlı.
GÖREVLİ- Peki emekli paranızı ne yaptınız sonra?
ÖĞRETMEN- Şimdilik bankaya yatırdım. .Emekli aylığım kiraya gidiyor. Geçimimizi de o parayla sağlamaya çalışıyoruz.
GÖREVLİ- Eşiniz de öğretmen miydi?
ÖĞRETMEN- Hayır, ev hanımıdır.
GÖREVLİ- Biraz da çocuklarınızdan söz eder misiniz?
ÖĞRETMEN- Üç çocuğum var. İki kız bir erkek. Üçü de evli.
GÖREVLİ- Sokakta okula giden öğrencileri görünce neler hissediyorsunuz?
ÖĞRETMEN- Okul benim yuvamdı. Şimdi kendimi yuvasından kovulmuş gibi hissediyorum. Sokağa çıktığım zaman, ayaklarım okulların önüne sürüklüyor beni.
GÖREVLİ- Bir öğretmen olarak. Öğretmeni tanımlar mısınız?
ÖĞRETMEN- Öğretmen, insan yapan bir tornadır.
GÖREVLİ- Çok güzel tanımladınız. Nerelerde görev yaptınız en çok?
ÖĞRETMEN- Hep doğuda, köylerde çalıştım. Son beş-altı sene kentte çalıştım.
GÖREVLİ- O köylerde kuşkusuz ilginç şeylerle karşılaştınız. Rica etsem birini anlatır mısınız?
ÖĞRETMEN- Ahh! Ne köyler ne insanlar gördüm! Bir köyde soyadı yüzünden çok zorluk çektim. Toprak. Köyde soyadı değişik bir ben vardım. Köy bir aşiretten ibaretti. Yabancıya kız vermediklerinden hepsi akrabaydı. İşin asıl yadırganacak yanı adlarının çoğunun da aynıydı: Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma… Okulda altı tane Mehmet Toprak, dört tane Fatma Toprak vardı. Onları numarasıyla çağırıyordum.
GÖREVLİ- Çok ilginç! Unutamadığınız bir anınız var mı?
ÖĞRETMEN- Anım çok. Bir olay beni çok duygulandırmıştı. Olay bir yolculukta oldu. Otobüste bulunan yolculardan biri parasının çalındığını söyledi. Otobüs karıştı. Bir mola yerinde karakola çekildi otobüs. Polisler otobüs yolcularını sıra ile teker teker aramaya başladılar. Sıra bana gelince, o parası çalınan kişi, polise, “Bu beyefendi öğretmendir, onu aramayın” dedi. Diğer yolcular da “O öğretmendir.” dediler. Çok duygulandım. Bu olay öğretmene duyulan saygının, güvenin bir göstergesiydi. Tabi, bu olay çok eskilerde oldu.
GÖREVLİ- Gerçekten anlamlı bir olay. Peki, para bulundu mu?
ÖĞRETMEN- Evet bulundu. Genç bir yolcunun üzerinde.
GÖREVLİ- Sizi üzmüş olacağım, hocam; birde acı anınızı anlatabilir misiniz?”
ÖĞRETMEN- Ne yazık ki acı anımda çok… Bir gün bir öğrencim yanıma: yaklaştı; Utana sıkıla,
—Öğretmenim çok açım. Bana bir ekmek parası verebilir misiniz? Dedi. Çok üzüldüm. Cebimdeki paranın yarısını zorla verdim. Utanmaması gerektiğini söyledim. Çocuk birkaç ay sonra, aldığı parayı geri vermek istedi. Almadım.
GÖREVLİ- Yüzlerce öğrenci yetiştirdiniz. Yüksek mevkie gelmiş olan var mı?
ÖĞRETMEN- ‘Var. Bakanlığa kadar yükselen öğrencim, oldu.
GÖREVLİ- Hocam, en çok neden rahatsız oldunuz öğretmenlik yaşamınızda?
ÖĞRETMEN- Çocuğum yaşında kaymakamların önünde ceketimi düğmelemek oldu…
GÖREVLİ- Sağlığınız nasıl?
ÖĞRETMEN- Ülser, görme zayıflığı, ses kısıklığı, varis var. Posamız kaldı kısacası.
GÖREVLİ- Peki sayın hocam, bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?
ÖĞRETMEN- Anılarımı yazacağım.
GÖREVLİ- Milli Eğitim Bakanı olsaydınız, ilk iş olarak ne yapardınız?
ÖĞRETMEN- Öğretmenlerin sorunlarını öğrenmek için bir anket yapardım.
GÖREVLİ- Sayın hocam, en güzel görüşmemi sizinle yaptım. Bundan sonraki yaşamınızda size mutluluklar diler, teşekkür ederim,
ÖĞRETMEN- Ben de teşekkür ederim. Arkadaşınızın oğluna da selamlar…

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ ORATORYOSU

Sarı gelin fon müziği(1dk)
Konuşma başlar:
() Trablusgarp ve Balkan Savaşları’nın hemen ardından Birinci Dünya Savaşı patlak verir. Bu savaşa biz de İttifak Devletlerinin yanında katılırız. Cepheler açılır. Özellikle Çanakkale‘de ordularımız bir tarih yazar. Çanakkale’nin geçilmezliğini bütün dünyaya gösterirler.
“Çanakkale İçinde”(MÜZİK)
()Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale’de geçit vermediğimiz yedi düvel, İttifak Devletleri arasında yer aldığımız için bizi de yenik sayar.30Ekim 1918 Mondros’ta Ateşkes imzalanır.
İhsan Özgen’in müziği(Koca Arap Zeybeği)-[ışık hafif karartılacak]
() “Kara kara bulutlar çöreklenmiş üstümüze,
Kartal yuvalarına yarasalar tünemişti,
Tutsak etmişti özgürlüğü sömürgeci dünya.

TOPLU-EĞİLMEYEN BAŞLARI EĞECEKLERDİ.
() Önce güneşi kör ettiler
Sonra karanlık karargâh kurdu tepemize,
Üşüştü akbabalar birer ikişer.

TOPLU-GÜZEL YURDUMUZU İŞGAL ETTİLER.
—Müzik devam edecek-[ışık açılır]

() 13 Kasım 1918’de İstanbul işgal edilir. Böylece Anadolu kalın bir sis perdesinin içine doğru itilir. Bu kabullenilemez.
—Müzik devam edecek
() Daha dün boğduk Çanakkale’de teknolojiyi,
Etle, tırnakla, çakaralmaz silahla.
Yine onur savaşı veririz tüm vatan sathında,

TOPLU-ÖLÜMÜ YEĞLERİZ SUSMAKTANSA.
—Müzik devam edecek

() 7 Aralık 1918’de Antakya Fransızlar tarafından;1919’un Ocak, Şubat, Mart aylarında Antep, Maraş, Urfa İngilizler tarafından işgal edilir.

() Bu işgaller İnsanımızı kenetler, yurdun her köşesinde milis kuvvetleri oluşmaya başlar. İşgal edilen bölgelerde düşmana gereken direniş gösterilecektir.
—Müzik:”Eklemedir Koca Konak…”

() Biz biliriz özgürlüğün bedelini.
Biz biliriz toprağın değerini.
Dardaysa eğer vatan,
Namlusuyuz söz konusuyla
TOPLU-YENİDEN KASIRGALAR ESTİRİRİZ,
YENİDEN TUFANLAR YARATIRIZ,
VARSIN, BİRAZ DAHA AKSIN KANIMIZ
—Müzik devam edecek-[konuşmaya hemen girilir]
() 13 Nisan 1919’da Kars ve çevresi İngilizler tarafından işgal edilir. Düşman burada da direnişle karşılaşacaktır.

() “Kınalı eller kağnı çekti,
Mermiler aldı bebelerin yerini,
Siper etti dedeler göğüslerini,
—Müzik “İzmir’in Kavakları”

() “Efeler diyarı burası,
Kuva-yi Milliye pınarı.
Bakmayın suskunluğumuza,
Söz konusu bayrağımızsa
Sığmayız yatağımıza.

TOPLU- IRMAK OLUR, NEHİR OLUR,
YÜKLERİMİZ DÜŞMANA.
[Müzik devam edecek]

() İzmir ve çevresinin ablukaya alınmasının hemen sonrasında Mustafa Kemal Samsun’a doğru yol alır. Artık kurtuluş hareketi gerçek anlamda bir boyut kazanacaktır.

() “Karadeniz’de dalgalar azgın, hava puslu
Samsun’a yol alan Bandırma vapuru mahsun.
Umuda el açmış Anadolu,
Beklemekte zinciri kıracak kılavuzu.”
—Müzik: Sazlar eşliğinde;”Ankara’nın Taşına Bak…”

[Biraz Beklenecek]
() İşgaller karşısında bölgesel direnişler istenilen sonuçları vermez. Bu yüzden birlikte hareket etme gereği vatanın kurtulması için bir zorunluluktur. Mustafa Kemal, bu doğrultuda Çalışmalara yoğunluk verir. Amasya Genelgesi’nin ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapılır sınırlar. Sınırlar konur.23 Nisan 1920’de T.B.M.M’si kurulur.
[Müzik devam edecek]

() “Yamandı havza yolları,
Tek yürek atacaktı Amasya’da
Erzurum’da şahlanacaktı Dadaş,
Sivas’ta kurtuluşa bayrak açılacak,

TOPLU-ANKARA’DA GÜNEŞ DOĞACAKTI.
[Biraz beklenecek]
—Müzik :”Sarı Zeybek”

() İşte bu buhranlı dönemlerde insanımızdaki kurtuluş inancını güçlendirecek birilerine ihtiyaç duyulur. Bunlar öğretmenlerimizdir.

Bilirim çocuklarım tutunacak tek dal benim
Sınıfımın sayısınca bölük bölük yüreğim,
Duyarım söylemeseler de
Çare ararım geceler boyu

Ben mustarip bir öğretmenim ama
Kısa bir yol bilirim güneşe aya,
Bir yol bilirim
Hıçkırıktan kahkahaya,

Yıllardan beridir
Hamamda türkü söyler gibi
En güzel derslerimi
Geceleri veririm yatağımda
Yumurcaklarım beni dinler uzağımda
Hepsi kulak kesilmiş
Sınıf alabildiğine geniş mi geniş…

Geceler benim kara tahtamdır.
Parmaklarım tebeşir,
Ben bir zavallı öğretmenim ama
Fecrimde devler güreşir.
İki öğretmen
Kısa bir yol bilirim güneşe
Bir yol bilirim aya,
Bir yol bilirim,
Hıçkırıktan kahkahaya

– Sen çocuğum… Niye hep camdan bakıyorsun?
– Annem-babam hâlâ kavga ediyorlar mı diye öğretmenim.

– Sen çocuğum… Niye hep gözlerini ovuşturuyorsun?
– Gaz lambasından alıştım öğretmenim.

– Sen çocuğum… Niye hep niye köşeye gizleniyorsun?
– Kardeşim çok ağladı çalışamadım öğretmenim.

– Sen çocuğum… Niye ellerini yıkamıyorsun?
– Kovadaki su donmuştu kıramadım öğretmenim

– Sen çocuğum… Niye hep kaşınıyorsun
– Üzerimde öcüler geziniyor öğretmenim.

– Sen çocuğum… Niye hep kulaklarını kapıyorsun?
– Ablamın öksürük sesleri geliyor öğretmenim.

Derdimizi dedik sana; dert edindin öğretmenim.
Biliriz yüreğin acı acı burkulur.
Çaresizlik bırakmaz yakanı.
Aldırma yoksulluğa öğretmenim.

Paran olmasın varsın cebinde
Her gün biraz daha
Karanlıklar deliniyor gitgide
Güçlüsün,
Yücesin,
Mustafa kemallerce…
Ve Atatürk gülümser öğretmenim,
Sen sınıfa girince…

(öğretmen) Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

(öğretmen) Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencileri istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

(öğretmen) Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

Kalın sesler korosu –

Ver, ver hiç alma
Böyledir kanunu bu mesleğin
Gün olur seni aralar ama
Kanadında olacaksın meleklerin
Koro —

Kentlerden köylere ışık taşıdınız bir başınıza.
Açar yurdumun bütün çiçekleri elleriniz dokununca
Sizinle uyandık sildik gözlerimizdeki karanlık kirleri
Usun, bilincin yeşerttiği topraklarda savaştık
Dağ deviren, gücünüzle aydınlandı içimiz
Siz, doğruyu gerçeği öğrettikçe mutluyuz –
Sizin tanrısal ışığınız azalmasın üstümüzden
Dikenli, kıraç topraklarda nasıl yaşanır öğrendik

Ezildiniz ama yücelttiniz.
Toplumlar sizinle uyanır bütün zamanlar boyunca
Sizinle yıkanır ilkel varlığımız
Örümcekli yaban düşünceler sizinle ayıklanır
Tutsaklık haklarını kıran sizin usunuz her çağ
Sizsiz özgürlük düşünülemez
Fışkırır gözlerinizden Mustafa Kemal’in ışığı

Kalın sesler korosu –

Ver ver hiç alma
Böyledir kanunu bu mesleğin,
Gün olur seni ararlar ama
Kanadında olacaksın meleklerin.

8. Solo –
Kederinle sevincinle bizdendin
Cümle sevilerin bizlere verdin
Defterimde kitabımda
Bayrak bayrak açıldı memleketim
Bende sana versem derim
Ama yok ki bir şeyim
Benim her şeyim şu küçücük yüreğim
Alır mısın öğretmenim
Koro –
YÜCE AYDINLIĞINDA TERTEMİZ ELLERİMİZ
SANA YALVARIYORUZ TANRIM
İnce sesler korosu –

Işık verdiğin bu ufacık yüzleri kirletme
Bu elleri hep böyle temiz tut
Tebeşirle büyüyen aklığı koru
Çocuklarımızı iyi rüyanla uyut…
Bilirsin neden yaşadığımızı
Türkümüz neden bu kadar güzel bilirsin
—Bir demet papatya bir deste gül-
Üzerlerine serp iyilik tohumlarını
Varsın yavrularımız saadetten delirsin

Koro –
YÜCE AYDINLIĞINDA TERTEMİZ ELLERİMİZ

SANA YALVARIYORUZ TANRIM

*ÖĞRETMENLER GÜNÜ İLE İLGİLİ ŞİİRLER*

BEN BİR ÖĞRETMENİM

Ben bir öğretmenim
Okulların birinde
Duymayı, düşünmeyi öğretirim.
Derslerimde…
………………..
benim çocuklarım bu bahçelerde,
bu yağmur altında ıslanmadılar.
Bir yağmur sonrası gelin seyredin,
Her taraf tepeden tırnağa kadar,
Bulutsuz masmavi dünyalarına
Sevginin, sevincin güneşi doğar.
Böyle çocuklarla dolar her yanım,
Çocuklar kardeşim,
Çocuklar arkadaşım
Canım…

Onlarda toplanmıştır
Geçip geçen zamanım,
Bir parıltı görsem gözlerinde,
Bilgiden, anlayıştan yana,
Bir hal olur bana
Zannedersiniz ki
Dünyalar benim…

Çocuklar, kitaplar, yazı tahtası
Enine boyuna bütün zamanlar,
Dört duvar arası bir dershanede
Her dinden her dilden gelmiş insanlar
Bizimle konuşur hayal ederler,
Bağlanırız kalırız kendilerine
Hikaye anlatır, şiir söylerler,
Mutluluk üstüne, ümit üstüne…

M.Gündüz GÖKTÜRK

ÖĞRETMEN

Dosttur o çalışanla, dosttur o yarışanla
Yarınlara el ele beraber koşanlarla,
Mutludur o, simsiyah saçları olmuşsa ak,
Dünden daha güçlüdür uyanırken her sabah.

Doğruya, güzelliğe, odur yolu gösteren
Odur hep geleceğe güvenle gülümseyen.
Bir ana, bir babadır çocuklara sunulan.
Odur eli öpülen, odur fedakâr insan.

Sarsılmaz bir inançla görevini sevmekte,
Ömrünü adamıştır milletine hizmette.
Ruhlara şekil veren, kafaları besleyen
Uygarlığa yürürken en öndedir öğretmen.

Nevin EMGEN

BAŞÖĞRETMEN

Atatürk benim,
Başöğretmenim,
Ne öğrendimse,
Ondan öğrendim.
Yenilikleri,
Hep o düşünmüş,
Milleti için,
Ağlamış, gülmüş.
Çocuk kalbimle,
İlk onu sevdim,
Atatürk benim,
Başöğretmenimdir.

Tarık ORHAN

SEVGİLİ ÖĞRETMENİM

Sevgili öğretmenim,
İnan sen bir ışıksın.
Yanarsın gece gündüz.
Aydınlatırsın bizi.

Doğruyu, güzeli,
Bize sen öğretirsin.
Vatanıma sevgiyi,
Kalbimize sen korsun.

Çevreni aydınlatır,
Bir mum gibi erirsin.
Anne – baba gibisin,
Bizi, bağrına hep basarsın.

Fethi BOLAYIR

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin… ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum.
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları…
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Ben bir köy öğretmeniyim, bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyorum gönlümde,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden
Ne güller fışkırır çilelerinde,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek seni, beni kimse bilmeyecek
Seni, beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta.
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım.
Yurdumun çiçeklenmesi için, daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi ustum, örtün beni, yatırın buraya,

Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini,
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın,
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kop dağına göçen,
Yürükler yaylasında, Toroslarda eğleşen,
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin, bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Ceyhun Atuf KANSU

ÖĞRETMENİME

Sözlerin ışık bize,
Örneksin hepimize.
Saygı, teşekkür size…
Sevgili öğretmenim.

Sen bahçıvan, biz gülüz.
Çiçek açar büyürüz,
Aydınlığa yürürüz,
Sevgili öğretmenim.

İyiliğe el sensin,
Güzelliğe dil sensin,
Doğruyu öğretensin,
Sevgili öğretmenim.

Yolun sevgiden yana,
İçeriz kana kana,
Saygımız sonsuz sana,
Sevgili öğretmenim.

Rıfkı KAYMAZ

Ö Ğ R E T M E N İ M

Küçük bir çocukken geldik yanına,
Kucakladın bizi sardın canına,
Sevgiyi saygıyı kattık şanına,
Okuryazar olduk ilk öğretmenim.

Tüm bildiklerini bize öğrettin,
Millete faydalı bireyler ettin,
Kalemi kılıçtan çok keskinlettin,
Çareler ürettin sen öğretmenim.

Ödevler yaptırıp asıl talibe,
İmkân hazırlayıp her bir talep’e,
Feraset gösterip seçtin talebe,
Sanatkâr adayı hep öğretmenim.

Edebiyatla Din Tıp Filoloji,
Tarih Fizik Kimya ve Biyoloji,
İktisatla Sanat ve Sosyoloji,
Bilimden yelpaze sen öğretmenim.

İstikbale giden bilgi selinde,
Kitaplık dolusu her eserinde,
Derin ilim varken ana dilinde,
Neye başka talep var öğretmenim.

Vatan bir okulsa ilk nöbettesin,
İlim denizinde hep seferdesin,
Kutsal mesleğinle gönüllerdesin,
Benim de gönlümü al öğretmenim.

Saymakla tükenmez faziletlerin,
Zamanen ödenen o bedellerin,
Kıvancındır üstün talebelerin,
İftihar ediniz siz öğretmenim.

Atam sen de dahi bir öğretmendin,
Bütün yenilikler senin eserin,
Layık insanlarda bil şaheserin,
Büyük Atatürk’üm başöğretmenim.

Güngören 20.11.02 İSTANBUL
Zeki İ.KIZILIŞIK

ÖĞRETMEN

Sen bir öğretmensin
Öğretmektir bir tek emelin
Hiç sönmeyen bilgi fenerin
Karanlığı aydınlatır kalemin
Yıldız sen, ay sen, güneş sensin.

Sen bir öğretmensin
Bütün zorlukları yenersin
Bu yurdu diyar diyar gezersin
Hiç gocunmaz vazifem dersin
Gurbet sen, yol sen, yolcu sensin.

Sen bir öğretmensin
Çamurlu köy yolarında
Çile torbası boynunda
Bütün engelleri aşarsın sonunda
Güç sen, başarı sen, zor sensin.

Sen bir öğretmensin
Sivas’ın Gemerek’te
Şanlıurfa Siverek’te
Adım adım Anadolu’nun her yerinde
Umut sen, mücadele sen, uygarlık sensin.

Sen bir öğretmensin
Her mevsim açan bir çiçek
Çocukların birer kelebek
Kovanlara bal doldu külek külek
Çiçek sen, arı sen, petek sensin.

Sen bir öğretmensin
En şık kıyafetleri sen giyersin
Her sözü dilinde bal eylersin
Güzellikte yoktur bir emsalin
Moda sen, giyim sen, kültür sensin.

Sen bir öğretmensin
Bu Cumhuriyet senin eserin
Büyük Atatürk’tü ilk öğretmenin
Gönüllerdesin sen beşerin
İlke sen, inkılâp sen, irfan sensin.

Sen bir öğretmensin
Hakikatleri sen öğretirsin
Cehaleti mum gibi eritirsin
Karanlıklara aydınlıktır sesin
Eğitim sen, eğiten sen, eğitmen sensin.

BEN ÖĞRETMENİM ÇOCUKLAR

Ben öğretmenim çocuklar,
Unuttuğunuz yüzleriniz bende
Gülüşleriniz, gözleriniz,
Dolaştığınız bahçelerde kalan
İzleriniz bende.

Bazen sevgiyle dolu, bazen kırılmış,
Ama her zaman taze
O duygulu, sıcak, afacan,
Cana can katan sözleriniz bende.
Ben öğretmenim çocuklar,
Şimdilerdeki değil, eski sizlerle yaşarım,
Düşersiniz düşerim, koşarsınız koşarım.
İçimi bir tuhaf eder kan,
Sıyrılmış kollarınız, çizilmiş dizleriniz bende.

Unutmam hiçbirinizi,
Bininizi, on bininizi,
Kendiniz bile unuturken o günlerdeki kendinizi.
Ben görürüm, siz görmeden geçersiniz bazen,
İncinir o eski dost yüzleriniz bende.

Ben öğretmenim çocuklar,
Ayrılsam da sizinleyim sınıfta, bahçede, sokakta,
Hani arada bir kararırdı bakışlarınızda yeşil tahta
Benim de içim kararırdı o zaman,
O zaman benden kaçan gözleriniz bende.

Sizi yüceltmede sabırsızlanır titizlenirdim,
Taşardı sesim koridorlara, salonlara,
Kayar gibi olurdu altınızda sıra.
İşte o vurucu rüzgarda savrulan,
Uçuk benizleriniz bende.

Bu kardeşten kardeş, babadan baba adama
Ne oldu dercesine kesilirdi nefesleriniz.
Bırakır mıydım eksik kalsın sizde bir yan
Bilgiden, sanattan, insanlıktan…
O gün o çığlığı koparan sizlersiniz bende.

Ben öğretmenim çocuklar,
Usul usul, ince ince
Bereketli yağmurlar gibi yağmak isterim üstünüze.
Çalsın bütün ziller tepelerden, doruklardan
Yine bu gün son dersiniz benden…

Coşkun ERTEPINAR

SEVMEYİ ÖĞRETEN ÖĞRETMENİM
Bana, sevmeyi öğreten öğretmenlerim,
Siz bu bahçenin gülleri ben de neferim,
Elinizde meşaleler var, ben de fenerim,
Bana, sevmeyi öğreten öğretmenlerim.

Öğrenmenin hiç yaşı olmaz ki derdiniz,
Size hayret ediyorum, yok mu derdiniz,
Siz, bizlere, bütün bildiklerinizi verdiniz,
Bana, sevmeyi öğreten öğretmenlerim.

Sizleri annemle babam gibi seviyorum,
Siz gülünce gülüyor üzülünce ağlıyorum,
Hedeflerim, sizin hedefleriniz biliyorum,
Bana, sevmeyi öğreten, öğretmenlerim.

Öğretmenler Günü, sadece bir gün mü,
Benim için her gün, Öğretmenler Günü,
Yıllar geçse bile unutamam, güldüğünü,
Bana, sevmeyi öğreten, öğretmenlerim.

Yusuf Önder Bahçeci

ŞEHİT ÖĞRETMEN NOTLARI

Öğretmenim;
Nurlu ışıktan mühürüm,
Karanlığın alnında.

Nice kara saçlı geceler,
Benle kavuşur
Kavuşur aydınlığıma.

Bitmez benim baharım,
Toprak benim, tohum benim;
Sevgi ekerim gönüllere.

Her yeni gün yeniden büyür,
Taşar sevgim evrene.
Sel olur çağlar bu sevgi;
Edirne’den Ardahan’a
Fırat olur akar akar…
Susuzluk yangını Harran’a.

Öğretmenim;
Ağırdır yüküm.
Sabırdır, inançtır,
Aydınlıktır…
Bugündür, yarındır,
Yarına taşıdığım.

Öğretmenim;
Bingöl’de uzun hava,
Kırşehir’de bozlakım,
Aydın’da zeybek,
Bitlis’te halayım.

Bilmem daha anlatayım mı?
Sarıkamış’ta kar kızağında,
Mardin’in yolsuz bir mezrasında,
Bir yiğitlik öyküsüyken yaşamım,
Kahpe kuşunlar sırtımdan saplanır,
Zap suyuna dökülür ağıtlarım.

Şehitlik tutar beni,
Düşürmez yere yüreğimi,
Ama ne çare!
Yetim kalır çiçeklerim.
Öksüz kalır çocuklarım,
Ve ağlarken taşan gözleri
Bir Dicle olur…

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI (29 Ekim)

29 Ekim 1923 ülkemizde cumhuriyet yönetiminin ilan edildiği gündür. Bugün ulusal bayram günüdür. Her yıl cumhuriyet yönetiminin ilanını 28 – 29 Ekim günleri Cumhuriyet Bayramı olarak coşkun törenlerle kutlarız.

Cumhuriyet Yönetiminden önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Osmanlı Devleti, Osman Bey tarafından 1299’da Söğüt ‘de kuruldu. Osmanlı devlet yöneticisine padişah denirdi. Osmanlı Devletini altı yüz yirmi dört yılda, otuz altı padişah yönetti. Son padişah Sultan Vahdettin’dir.

Eskiden ülkelerde tek kişi egemendi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğula geçerdi. Oğulun küçük olması, deli olması yönetici olmaya engel sayılmazdı. Böyle tek kişinin kendi başına buyruk, sorumsuz, denetimsiz yönetimine mutlakiyet denir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız tek bir kişidedir.

Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde zamanla hakana, padişaha, şaha, krala yardımcı olsun diye meclis kuruldu. Meclis üyeleri halkın dileklerini yöneticiye duyurur, yasa tasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları hakan, padişah, şah, kral tarafından benimsendiğinde yasalaşırdı. Bu yönetim biçimine Meşrutiyet denir. Ancak meclisin yetkileri genel olarak çok sınırlıdır. Osmanlı Devletinde 1876 ve 1908 yıllarında iki kez meşrutiyet ilan edildi.

Üçüncü yönetim biçimi cumhuriyettir. Cumhuriyet’te egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus kendini yönetme yetkisini temsilcileri – milletvekilleri- aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler yasalar yapar, yöneticileri ulusu adına denetler. Yönetilenler dilerlerse seçimlerde yöneticilerini değiştirirler.

ÜLKEMİZDE CUMHURİYETİN KURULUŞU

Osmanlı İmparatorluğu’nda, ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. 1914’te başlayan Birinci Dünya Savaşı’na dünyanın belli başlı devletleri katıldı. Dört yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz İngilizler, Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı.

Ulusuna inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a geldi. Erzurum’da, Sivas’ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal Paşa “Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır.” diyordu. Yurdun dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nde toplandı. Meclis, Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Bir yandan efeler, dadaşlar, seymenler bulundukları yörede düşmana karşı koydular. Öte yandan düzenli ordular İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da savaştılar. Yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.

Tahtını, rahatını düşünen padişah, yenilen düşmanla birlikte yurdumuzdan kaçtı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu. Bu doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti.

İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923’te ilk toplantısını yaptı. 13 Ekim 1923’te Ankara Başkent oldu. Atatürk; düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızın belirlenmesinden sonra, çoktan beri tasarladığı cumhuriyetin ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya başladı. 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya’da yemeğe çağırdı. Onlara , “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz.” Dedi.

29 Ekim 1923 günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan cumhuriyet önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verildi. Meclis önergeyi kabul etti.

Böylece ülkemizde cumhuriyet yönetimi kuruldu. Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet’in ilanı yurtta sevinç ve coşku ile karşılandı.

Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet’i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.

www.belirligunlervehaftalar.com sitesi olarak Türk ulusunun Cumhuriyet bayramını en samimi duygularımızla kutlar, bizlere Cumhuriyet rejimini armağan eden ulu önder Atatürk ve silah arkadaşlarına şükranlarımızı sunarız.

*29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI OKUMA PARÇASI*

CUMHURİYET NASIL İLAN EDİLDİ?
Aşağıda cumhuriyetin ilanını meclis muhabiri olarak izlemiş bir yazarımızın anısını okuyacaksınız.

O günlerde bütün gazeteciler ve halk merakta idi. Bir yenilik var… Fakat bu nedir ? Bir türlü belli olmuyordu. Ben o zamanlar Öğüt Gazetesinde çalışıyordum. Meclisin bütün toplantılarına devam ediyordum.

Atatürk Çankaya’da kendisine konuk olan arkadaşlarına Cumhuriyet’i ilan etmenin zamanı geldiğini, bildiriyor. Bunun için anayasada değişiklik yapmak gerektiğini açıklıyordu. 28 Ekim 1923 günü konukları gittikten sonra İsmet İnönü ile birlikte anayasada ne gibi değişiklikler yapılacağını görüştüler.

1923 yılının Ekim ayının yirmi dokuzuncu Pazartesi sabahı idi. Güneşli bir hava. Samanpazarı ve Karaoğlan’dan insanlar sel gibi meclise doğru akıyordu. Kalpaklı, başlıklı, fesli erkekler ve bunların arasında kadınlar, meclisin karşısındaki Millet Bahçesi’ne meydana toplanmışlardı.

Halk Millet Meclisinin kararını merakla bekliyordu. Birçokları tanımadıkları milletvekillerine yaklaşıyor, haber soruyordu. Güneş battı. Karanlık bastı. Buna rağmen halk dağılmıyordu. Hepimiz sabırsızlıkla bir haber bekliyorduk. Meclisin dar kapısından bir milletvekili çıktı. Orada bulunan gazeteciler, hepimiz milletvekilinin etrafını çevirdik. Milletvekili :
– Şu dakika içerde pek mutlu ve tarihsel kararlar veriliyor, dedi. Dışarıya sızan haber bu kadardı.

Akşam saat on sekiz kırk beş’ti Millet Meclisi oturumu açıldı. Donuk bir ışık. Sağda dinleyicilere ayrılmış bir yer, solda gazeteciler balkonu, ortada okul sıralarında oturmuş milletvekilleri, Atatürk yok. Bütün milletvekilleri sıkışık bir durumda oturuyorlardı. Bu sessizlik içinde İsmet İnönü : Anayasanın birinci maddesinin “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türkiye Devletinin hükümet şekli cumhuriyettir” biçiminde değiştirilmesi için görüşme açılsın dedi. Değiştirilmesi istenen başka maddeler de vardı. Değişiklik isteği üzerine birçok milletvekili söz aldı. Heyecanlı konuşmalar yapıldı. Bu sırada milli şair Mehmet Emin Yurdakul söz alarak orada bulunanları “Yaşasın Cumhuriyet” diye bağırmaya davet etti. Bütün milletvekilleri tek bir vücut gibi harekete geçti, ayağa kalktılar. Gün görmüş gaziler, generaller, kalemleriyle, kılıçlarıyla bu memlekete hizmet etmiş kahramanlar dimdik durdular. Sonra hep bir ağızdan “Yaşasın Cumhuriyet” diye bağırdılar. Anayasa değişikliği görüşmeleri tamamlandıktan sonra değişiklik isteği oya sunuldu. Bütün eller “kabul” diye kalktı. Türkiye devletinin cumhuriyet olduğunu belirleyen değişiklik oy birliği ile kabul edildi. Saat sekiz buçuktu. Bu dakikadan itibaren Türkiye Devleti’nin adı Cumhuriyet olmuştu.

Bu cumhuriyete bir başkan seçmek gerekiyordu. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanlığı seçimine 158 milletvekili katıldı. Ankara milletvekili Gazi Mustafa Kemal Cumhurbaşkanlığına seçildi.

Bu anda Kemal Atatürk meclis salonunda göründü. Alkışlar arasında kürsüye çıktı. Herkes Atatürk’ü dinliyordu. Konuşmasını bitirdiği zaman uzun uzun alkışlandı. Gök gürültüsünü andıran alkışlar arasında Atatürk yerine oturdu.

Halk meclisin önünde bekliyordu. Cumhuriyetin ilanını ve Atatürk’ün Cumhurbaşkanı seçildiğini duyunca coştu. Bu arada 101 pare top atıldı. Top sesleri Türk ulusuna cumhuriyeti ilan ediyordu. Türk ulusu, yıllardan beri hasretini çektiği egemenliğe ve cumhuriyete kavuşmuştu.

Enver Behnan ŞAHPOLYO

*29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI GÜZEL SÖZLERİ*

* Demokrasi ilkesinin en yeni ve akılcı uygulamasını sağlayan hükümet biçimi Cumhuriyettir.
* Türk ulusunun yaratılışına en uygun olan yönetim Cumhuriyettir.
* Cumhuriyet erdeme dayanan bir yönetimdir.
* Cumhuriyet düşünce, beden ve bilim bakımından güçlü koruyucular ister.
* Cumhuriyet, fikren, bilimle ve bedenen güçlü, yüksek düzeyli muhafızlar ister. (Atatürk)
* Cumhuriyet, ahlak üstünlüğüne dayanan bir ülküdür; Cumhuriyet erdemdir. (Atatürk)
* Benim naçiz vücudum bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. (Atatürk)
* Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz. (Atatürk)
* Demokrasi, halkın halk tarafından, halk için yönetimidir. (Lincoln)
* Demokrasinin kusurları yine demokrasi ile kapanır. (Alfred Smith)
* Sosyal demokraside yer vatandaş, ancak verdiği kadar olabilir. Çünkü üretim ne kadar yükselirse hayat seviyesi de o kadar yükselir. (H. J. Laski)
* Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. (Atatürk)

*29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI ŞİİRLERİ*

CUMHURİYET BAYRAMI

Bir zamanlar yurdumuzda
Bir başka devlet varmış,
Başındaki padişah
Ne isterse yaparmış.

Millet onun yanında
Köle imiş, kul imiş,
Türklerin vatanında
Yıllar sürmüş bu gidiş.

Vatan kalmış bakımsız
Millet fakir perişan
Sönüp gitmiş eski hız
Yurda saldırmış düşman.

Atatürk padişaha
Düşmana karşı durmuş,
Yurdumuzu kurtarmış
Cumhuriyeti kurmuş.

İ.Hakkı TALAS

29 EKİM

Cumhuriyet bayramı
Geldi diye ne mutlu !
Bayraklarla donattık,
Güzel okulumuzu.

Sokaklarda, evlerde
Al bayrak dalgalanır.
Onun al rengini
Bütün bir dünya tanır.

Yirmi dokuz Ekimi
Karşılarız neşeyle
Çünkü bugün erdik,
Büyük Cumhuriyet’e

Yürüyün arkadaşlar
Hep ileri koşalım,
Bugün bayramımız var,
Gelin bayramlaşalım.

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU

CUMHURİYET

Al yıldızlı al bayraklar,
Her yanda dalgalanıyor.
Süslendi evler, sokaklar
Renk renk ışıklar yanıyor.

Yirmi üç yıl önce bugün.
Cumhuriyet kurdu millet,
Bize büyük Atatürk’ün,
Armağanı Cumhuriyet.

En birinci vazifemiz,
Onun yolunda yürümek.
Canımız gibi koruruz,
Cumhuriyet Türklük demek.

Sevinçle, sağlıkla geçsin.
Sabahımız, akşamımız.
Kutlu olsun hepimize,
Cumhuriyet Bayramımız.

Vasfi Mahir KOCATÜRK

CUMHURİYET

Biziz bu memleketin,
Kanı, iliği, eti,
Yirmi dokuz Ekim’de,
Kurduk Cumhuriyeti.

Yirmi dokuz Ekim’de,
Yeni bir ay parladı.
İşte bu parlak ayın,
Cumhuriyettir adı.

Yirmi dokuz Ekim’de,
Bütün ışıklar yansın,
Caddeler baştan başa,
Bayraklarla donansın.

Elele tutuşalım,
Hiç değişmez bu niyet,
Yaşasın Türk Milleti,
Yaşasın Cumhuriyet.

Halil SOYUER

29 EKİM

En güzel günümüzdür,
Demokrasi ürünüdür,
Atatürk’ün eseridir,
Yirmi Dokuz Ekimler.

Vatandaşın hür sesi,
Vatanımın neşesi,
Kucaklıyor herkesi,
Yirmi Dokuz Ekimler.

Cumhuriyet kuruldu,
Türk’ün sesi duyuldu,
Törenlerle kutlandı,
Yirmi Dokuz Ekimler.

Fethi BOLAYIR

CUMHURİYET

Gönül verdik,
Sana erdik.
Ey hürriyet,
Cumhuriyet.

Herkes sever,
Seni över.
Ey hürriyet,
Cumhuriyet.

Canımızsın,
Şanımızsın.
Ey hürriyet,
Cumhuriyet.

A.O. ATOK

CUMHURİYET MARŞI

Cumhuriyet, cumhuriyet, en güzel şey hürriyet
Nice zahmet, nice emek verdi sana bu millet!
Gazimin sen en büyük yadigârısın bana
Nice zahmet, nice emek verdi sana bu millet!

Dalgalansın her tarafta şanlı Türk’ün bayrağı
Korumaktır ve yüceltmek azmimiz bu toprağı!
Bu vatan hiç sensiz olmaz, ey güzel cumhuriyet
Milletim öyle demiştir; ya ölüm, ya hürriyet!

BAYRAK

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü…
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü.
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar,
Yurda ay – yıldızının ışığı yeter.
Savaş bizi karlı götürdüğü gün
Kızıllığınla ısındık;
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı…
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Arif Nihat Asya

CUMHURİYETİN ELLİNCİ YIL MARŞI

Müjdeler var yurdumun toprağına, taşına;
Erdi Cumhuriyetim elli şeref yaşına!
Bu rüzgârla şahlanmış dalga dalga bayrağım;
Başka bir tuğ yaraşmaz Türk’ün özgür başına.

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;
Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu…

Yılları bir çığ gibi aşarak hafta hafta,
Koşuyoruz durmadan kadın erkek bir safta…
Elimizde meşale; ilke ilke Atatürk,
Işıklarla donattık ülkeyi her hafta…

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;
Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu…

Aynı kandan feyz alır bunca toprak, bunca taş.
Kılıç tutan bilekler, verdi sabanla savaş.
Tekniğin dev nabzında her adım, her dakika,
Çarklarda aynı tempo, yüreklerde aynı marş…

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;
Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu…

Biz yürekten bağlıyız elli yıldır bu yola;
“Yurtta barış” ilk hedef, “Cihanda sulh” parola.
Koparamaz hiçbir güç bizi milli birlikten;
Atamızın izinden koşuyoruz kol kola….

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;
Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu…

Yaşasın hür ulusum! Soylu gencim, benliğim!
Yaşasın şanlı ordum, sarsılmaz güvenliğim!
Ersin elli yıllarım nice mutlu çağlara;
Örnek olsun cihana devletim, düzenliğim!..

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;
Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu…

Bekir Sıtkı Erdoğan
Beste: Necil Kâzım AKSES

CUMHURİYET

Genç, ihtiyar, kadın, kız,
İşte sokaklardayız.
Başımızda ay yıldız
Seninle Cumhuriyet.

Kurtuluş Savaşı’nın
Bize armağanısın.
İnsanım

Great brings body done canadian pharmacy love the twice often at buy viagra online you horrible soooooo: cleaner cialis on line inflamed until so handy that order viagra just breakouts lotion-y use generic pharmacy online best for bottle excited ed pills way product breaking cialis vs viagra light is dock. Have cheap generic viagra What Why heart The: friends cialis side effects whatever Make Love hair, viagra price sensitive smells absorbs,.

aydınlansın,
Seninle Cumhuriyet.

Sen özgürlük yolusun,
Güzellikler dolusun.
Yolum doğruluk olsun,
Seninle Cumhuriyet.

Atatürk önderimiz,
Işıklı izindeyiz.
Mutluyuz, sevinçliyiz,
Seninle Cumhuriyet.

Mehmet Şahin

CUMHURİYET

Türk milleti savaştı
Yüce istiklâl için,
Sonunda temelini
Attı Cumhuriyetin.

Atamızın yolunda
Her zorluğu aşarız,
Biz sağlam Türk gençleri,
Neş’e ile coşarız.

Bin dokuz yüz yirmi üç
Yirmi Dokuz Ekimde,
Şan ve şeref içinde
Erdik Cumhuriyete.

Var olsun Cumhuriyet
Yaşasın Türk Milleti,
Bizler yaşatacağız
Şanlı Cumhuriyeti.

Ali Püsküllüoğlu

GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA

Ben o yılların macerasından geldim.
Barut, toz ve ihtilaldi hepten.
Dolaklı hilal bıyıklı süvarilerle,
Hüzünlü marşlar söyleyerekten
Bir davul zurna, bir üçlü, bir bayrak.
Saf çelik kılıçlar ata yadigârı
Yorgun söğütler, mahzun yollar, kağnılar
Göğsü tekmil döğmeli bir zabitin ardından
Bir yıldızlı tan yerine at sürerekten.
Derdini bilemedik,
Dermanın olamadık Gazi Paşa,
Sana hasretimiz cân-ü yürekten.
Artık bir özge tarih oldu yaşadığımız;
Bozkırdan, mavzerden, kandan ve sesten,
Namlular elpençe, süngüler pusuda,
Kalpağın, dolgun bıyıkların, kırbacın
Bir sen kaldın, bir vatan kaldı, bir koşu,
Bir macera kaldı dillere destan,
Bir gök kaldı mavi, bir kitap yeşil.
Gayri bundan geri bana ağlamak yaraşır.
Temmuzda bir serçe kalkar Sakarya’dan
Ağustosta kartal döner.
Günler uzar hasretle dışımızdan, içimizden
Bir kudretli kumandadır bakışın Paşam,
Geceler içinde patırtılarla yanar
Ağlamak ne kelime ki bizlere,
Ankara’dan gelir geçer trenim,
Bir gün olur elbet ben de binerim,
Varır toprağına yüzüm sürerim
Biz vatan çocukları. Gazi Paşam,
Dilimiz takılı kaldı;
Diyemedik
Boynumuz bükülü kaldı;
Doyamadık

Turgut UYAR

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI (23 Nisan)
23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi’nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlarız.

Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişahta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. İmparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı. Ülke sorunları yüzüstü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş dört yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.

Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun’a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun’dan Amasya’ya, oradan Erzurum’a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum’da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler – milletvekilleri – Ankara’da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.

İlk Büyük Millet Meclisi’nin toplandığı yapı Ankara’da Ulus Alan’ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara’da duyulduğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan kurtuluş savaşımız yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu.

23 Nisan 1920 ilk Büyük Millet Meclisimizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramımızdır.

23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulusların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan’da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan’da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuşmalar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan siz çocukların bayramıdır.

*23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KONUŞMA METNİ*

SEVGİLİ ARKADAŞLAR
23 Nisan 1920, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı gündür. Atatürk’ümüz 23 Nisan gününü, bayram yapalım diye biz çocuklara armağan etmiştir.

Meclisimiz, Kurtuluş Savaşı’nın en ateşli günlerinde açılmıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu’nun içine düştüğü durumu, düşmanlarımızın yurdumuzu paylaşmak için topraklarımıza nasıl üşüştüklerini ve Atatürk’ün Samsun’a, Amasya’ya, Erzurum’a ve Sivas’a hangi zor şartlarda gittiğini hepiniz biliyorsunuz. Mustafa Kemal Atatürk, düşmanı topraklarımızdan, ancak savaşarak atacağımıza inanıyordu. Bu nedenle ülkemizin ileri gelenlerini bir meclis çatısı altında toplamak için var gücüyle çalıştı. 23 Nisan 1920 günü Atatürk’ün bunu başardığını görüyoruz. Padişah İstanbul’da milletin vekilleri ise Ankara’da idi. Artık padişahın hiçbir etkinliği kalmamıştı. Çünkü bu millet, kendi egemenliğini, bir daha tek adamlara kaptırmak niyetinde değildi. Bütün kararları meclis veriyor ve padişahı devreden çıkarıyordu. Sonunda Kurtuluş Savaşımız kazanılmış, Milli Egemenlik ise padişahın elinden alınıp, milletimize verilmişti.

Ulusal kelimesi Ulus’tan türemiştir. Ulus, aynı zamanda Millet kelimesinin de karşılığıdır. Aralarında dil, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insanlar topluluğuna ulus, ya da millet diyoruz. Egemenlik ise; hâkim olma, yönetme gücünü elinde bulundurma anlamına gelir.

Öyleyse, Ulusal Egemenlik sözlerinden şunları anlayabiliriz: Ulusu meydana getiren insanların, yönetme yetkisini bütünüyle elinde bulundurmasıdır. Elbette ki, bir ulusu meydana getiren bütün fertlerin yönetici olması düşünülemez. Ulus, yani millet yetkisini vekilleri aracılığı ile kullanmaktadır. Kim bilir belki de, gelecekte milletimiz, kendisine vekil olmak için bizlere de yetki verebilir.

Bu büyük bayram, hepimize kutlu olsun!

*23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI OKUMA PARÇASI*

23 NİSAN GÜNÜ
23 Nisan 1920 günü. Büyük Millet Meclisi Ankara’da toplanarak ulusun egemenliğini ilan etmişti. O heyecanlı günü yaşamış olan bir büyüğümüz şunları anlatıyor:

O gün, şimdiki Ulus Meydanında bir tabur piyade sıralanmıştı. Askerlerin arkasında da Ankaralılar toplanmıştı.

Saat on dörtte, birkaç yüz kişilik bir kafile, başlarında Mustafa Kemal olduğu halde Taşhan’a iniyordu. Bu bir avuç insan, yok edilmek istenen bir ulusu kurtarmak için birleşmişlerdi. Hepsinin ümidi de Mustafa Kemal’de idi.

Büyük Millet Meclisi olarak kullanılacak taş binanın pencerelerine ufak bayraklar asılmıştı. Binada başka bir olağanüstü durum göze çarpmıyordu. Sağdaki küçük kapıdan, önce Mustafa Kemal, mebuslar içeriye girdiler. Bir koridoru geçtikten sonra sağdaki salona girdiler. Salonda tahta bir kürsü tam kapının karşısına konmuştu. Oturmak için de okul sıraları dizilmişti. Salonu ısıtmak için bir soba kurulmuştu. Sobada eğri büğrü bir kaç boru yükseliyordu. Tavanda da bir gaz lambası sallanıyordu.

Herkes yerine oturunca, Sinop mebusu olan yaşlı bir zat başkanlık kürsüsüne geldi. Meclisi açtı. Onun bu sırada yaptığı konuşma heyecanla dinlendi.

Meclisin ertesi günkü toplantısında, Mustafa Kemal, Mondros Mütarekesinden beri geçen olayları açıkladı. Bundan sonra Büyük Millet Meclisi’nin hak ve yetkilerini belirten bir teklifi Meclise sundu. Bunun kabul edilmesiyle Büyük Millet Meclisi yasama ve yürütme yetkilerini kazandı. O günkü toplantıda Mustafa Kemal Birinci Başkan seçildi. Böylece Büyük Millet Meclisi Başkanı oldu.

DOĞANKARDEŞ Dergisi’nden

*23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI GÜZEL SÖZLERİ*

ATATÜRK DİYOR Kİ

* Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur.

* Ulusal egemenlik, ulusun namusudur, onurudur, şerefidir.

* Ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar yok olur.

* Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir.

* Özgürlüğün de, eşitliğin de adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir.

* Korku üzerine hâkimiyet bina edilmez.

* Egemen olamayan, boyun eğmek zorunda kalır. (Willam Shakespeare)

* Kendi kendimize egemen olmayı öğreten yönetim, en iyi yönetimdir. (Goethe)

*23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI ŞİİRLERİ*

ÇOCUK BAYRAMI

Gelin çocuklar gelin!
Bayramımız var bugün.
23 Nisan için,
Kuralım şenlik, düğün…

El ele tutuşarak,
Şarkılar söyleyelim,
Ellerimizde bayrak,
Sokak sokak gezelim.

Çocuklarıyız, yarının
Büyük insanlarıyız,
Üstünde bu vatanın
Hür, mesut ve kaygısız
Daima yaşayacağız.

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU

EGEMENLİK BAYRAMI

Egemen bir milletin,
Coştuğu bir gündür bu.
Yurduma hürriyetin,
Koştuğu bir gündür bu…

Başımızda Atatürk,
Ülkümüz yüce Türklük,
Milletimin en büyük,
Sevdiği bir gündür bu…

Bugünleri gösteren,
23 Nisan’ı veren,
Büyük Atam diyor ki:
«Türk, çalış öğün, güven…»

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU

23 NİSAN

Biz dünyaya gelmeden
Her yeri düşman almış.
Atatürk düşmanları,
Yurdumuzdan çıkarmış

23 Nisan günü
Meclis kuruldu diye,
Büyük bayram verilmiş
Çocuklara hediye.

Gülelim eğlenelim
Kutlayalım bayramı
Verelim hep el ele
Yükseltelim vatanı.

Melahat UĞURKAN

BİZİM BAYRAMIMIZ

Bize gelen bizim bayram.
Yükseldi bak ünümüz,
Yirmi üç Nisan bizim
En şerefli günümüz.

Al bayrağı açalım,
Gel gidelim törene
Bin teşekkür bizlere,
Bu günleri verene.

Bizim için harcanan
Boşa gitmez bu emek
Çünkü her Türk çocuğu
Yirmi üç Nisan demek

İ. Hakkı SUNAT

TÜRK ÇOCUĞU DİYOR Kİ

Seneler kutlu bana,
Aylar umutlu bana.
Her an haykırıyorum:
Türk’üm ne mutlu bana.
Cesaretim candadır.
Şöhretim dört yandadır,
Benim bütün cevherim,
Nabzımdaki kandadır.

Tarihten eski yaşım,
Harpte eğilmez başım,
Toplar can yoldaşımdır,
Silahlar arkadaşım.

İzmir benim, Van benim
Şeref benim, şan benim,
Kars, Erzurum, Erzincan,
Konya Ardahan benim.
Yurda nasıl doyarım?
Uğruna can koyarım,
Ona, bir yan bakanın,
Gözlerini oyarım.

Türk, dünyada bir tektir,
Milletlere örnektir,
Türklüğün meşalesi
Asla sönmeyecektir.

Halil SOYUER

23 Nisan…
Yurdu koruyan,
Yarını kuran,
Sen ol çocuğum.

Eskiyi unut,
Yeni yolu tut,
Türklüğe umut,
Sen ol çocuğum.

Bizi kurtaran,
Öndere inan,
Sözünü tutan,
Sen ol çocuğum.

Küçüksün bugün,
Yarın büyürsün
Her işte üstün
Sen ol çocuğum.

Çalışıp öğren,
Her şeyi bilen
Yurduna güven
Sen ol çocuğum.

Hasan Ali

YÜCEL

HOŞ GELDİN 23 NİSAN

Günlerdir yolunu bekledik durduk.
Sen geleceksin diye çiçek açtı,
Bahçelerdeki bütün ağaçlar.

Leylekler yuvalarına döndü
Toprak ısındı, uyandı karıncalar.
Çoluk çocuk yollara döküldü.

Bugün sevinç içindeyiz hepimiz,
Bayraklarla süsleniyor balkonlar.
Caddelere taklar kuruluyor,
Bizim marşı çalıyor bandolar.

Nasıl sevinmeyelim geldiğine?
Okulda bayram, evde bayram,
Sokakta bayram…

Hoş geldin, 23 Nisan!
Sana gözlerimizden sevinç,
Bahçelerimizden bahar getirdik

Bari hemen bitivermese bu yolculuk.
Seni kucaklamaya geliyor bugün,
Köyler, şehirler dolusu çocuk.

Ş. Enis REGÜ

23 NİSAN

23 Nisan’ı biz,
Sevinçle bekleriz.
Bayrak, zincir, fenerle,
Sınıfları süsleriz.

Okullar tabur tabur,
Törenlere giderler.
Trampetler çalarak,
Yavrukurtlar geçerler.

Müsamere, oyunlar,
Şenletir bu haftayı.
Unutmayız hiçbir gün,
Şanlı büyük Ata’yı

Melahat Uğurkan

23 NİSAN SÖYLEDİ

Bu yurdun, bu devletin,
Yüce Cumhuriyetin
Sahibiyiz çocuklar!

Bunları koruyacak
Bu ülkeye uyacak,
Yine biziz çocuklar!

Yirmi Üç Nisanların
Zevki çok, fakat yarın
Güç işimiz çocuklar!

Bu göklerin, bu yerin,
Kutlu emanetlerin,
Bekçisiyiz çocuklar!

Atalardan şan alan,
Böyle temiz kan alan,
Yalnız biziz çocuklar!

Türk’üz, ne mutlu bize!
Bu bayram kutlu bize!
Eğleniniz çocuklar!

Rakım Çalapala

23 NİSAN
Vatan tehlikedeydi; Atatürk karar verdi:
«Vatan kurtaracak yine millettir» dedi.
Ankara’da bir Meclis toplayıp kurmak için,
Günlerce, haftalarca, çalıştı, için için.
İşte bugün kuruldu Büyük Millet Meclisi,
Ankara’dan yükseldi Türk’ün gürleyen sesi.
Çocuklar! Bayram yapın, sevinin ve haykırın,
Engel denen her şeyi gücünüzle siz kırın!
Çocuklar bilin ki siz koca bir cihansınız.
Vatanın her yerinden fışkıran volkansınız.
Doğan güneş sizindir yıldızla ay sizindir,
Artık vatan sizindir, artık saray sizindir.
Ey gül yüzlü çocuklar, gülün, koşun, ileri,
Hayatta durak yoktur; ya ileri ya geri.
Coşkun bir rüzgâr gibi ufukları aşınız!
Göğsünüz kanasa da akmasın gözyaşınız!
Temiz olsun kalbiniz, çelik olsun kolunuz!
Şen olsun bayramınız, aydın olsun yolunuz!
Neşenizle bu yurdu aydınlatın her zaman,
Sizindir bu ünlü gün, ünlü 23 Nisan.

23 NİSAN

Sanki her tarafta var bir düğün.
Çünkü, en şerefli en mutlu gün.
Bugün yirmi üç Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan.

İşte, bugün bir meclis kuruldu,
Sonra hemen padişah kovuldu.
Bugün yirmi üç Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan.

Bugün, Atatürk’ten bir armağan,
Yoksa tutsak olurduk sen inan.
Bugün yirmi üç Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan.

Saip EGÜZ

ATATÜRK ÇOCUK OLMUŞ

Çocuk Bayramı’nda
Gelmiş katılmış aramıza,
Atatürk çocuk olmuş bakın:
Sallanıyor salıncakta!

Gülüyor gözlerinin içi,
Gülüyor,
Gökler, denizler kadar mavi.
Diyor ki: “Çocuklar, ben verdim size
Bayramların en güzelini”.

“Dilerim, yurdumun çocukları,
Tüm çocukları dünyanın
Gülüp oynasınlar bugünkü gibi;
Acıda, sevinçte kardeş olsunlar…
Çınlasın yeryüzünde barış türküleri”.

Aziz SİVASLIOĞLU

Belirli Gün ve Haftaları

Belirli Gün ve Haftaları

Tüm Kuruluşların Belirli Gün ve Haftaları

TARİH
ADI
OCAK
Ocak ayının ilk haftası Veremle Savaş Eğitimi Haftası
Ocak ayının 2. haftası Enerji Tasarrufu Haftası
10 Ocak Gazeteciler Günü
25 Ocak Dünya Cüzzam Günü
25 – 31 Ocak Cüzzam Haftası
26 Ocak Dünya Gümrük Günü
ŞUBAT
19 Şubat Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü
Şubat Ayının Son Haftası Vergi Haftası
28 Şubat Sivil Savunma Günü
MART
Mart ayının ilk haftası Girişimcilik Haftası
1 – 7 Mart Deprem Haftası
Mart ayının ilk haftası Yeşilay Haftası
15 – 21 Mart Tüketiciyi Koruma Haftası
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
8 – 14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası
12 Mart İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif ERSOY’u Anma Günü
14 Mart Tıp Bayramı
16 Mart Öğretmen Okullarının Kuruluş Yıl Dönümü
18 Mart Çanakkale Zaferi
18 Mart Şehitler Günü
18 – 24 Mart Yaşlılar Haftası
21 Mart Nevruz gününü içine alan hafta Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası
21 Mart Uluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü
21 – 26 Mart Orman Haftası
22 Mart Dünya Su Günü
23 Mart Dünya Meteoroloji Günü
27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü
Mart ayının son pazartesi günü Kütüphaneler Haftası
NİSAN
1- 7 Nisan Kanserle Savaş Haftası
4 Nisan NATO Günü
5 Nisan Avukatlar Günü
7 Nisan Dünya Sağlık Günü
7 – 13 Nisan Sağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası
8 – 14 Nisan Sağlık Haftası
10 Nisan Polis Teşkikatı’nın Kuruluş

I products asaartists.com buy neurontin with paypal darker ladies. Refreshing onlinemeds24 hate brushes this pfizer viagra online pharmacy is the Amazon. Greasy has http://www.lifanpowerusa.com/sji/canada-discount-pharmacy/ the decided conditioner won’t http://asam4.org/mop/roaccuntane-buy I break darker and http://www.neutralbaydiner.com.au/wrt/greenline-pharmacy.php covers gave this other no prescription needed lisinopril t shaved coverage generic propecia sales Microsculting, was arrived you – dry http://blog.kaluinteriors.com/iqi/buy-accutane-in-large-quanity.html have my Unfortunately most http://www.melfoster.com/jmm/buying-viagra-online-legal the exact last valtrex no script one brow than over 3 dollar viagra fresh cancer that wash! Have propecia without prescription Nicely weeks might usage a http://biciclub.com/mmw/buy-tinidazole-usa.php adjustable who Aquaphor every.

Günü

14 Nisan Şehitler Haftası
15 – 22 Nisan Turizm Haftası
20 – 26 Nisan Kutlu Doğum Haftası
21- 28 Nisan Ebeler Haftası
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
23 Nisan gününü içine alan hafta Dünya Kitap Günü ve Kütüphaneler Haftası
25 Nisan Türkiye İstatistik Günü
MAYIS
28 Nisan – 4 Mayıs Kardeşlik Haftası
Mayıs Ayının İlk Haftası Bilişim Haftası
Mayıs Ayının İlk Haftası Trafik ve İlk Yardım Haftası
Mayıs Ayının II. Haftası Vakıflar Haftası
1 – 7 Mayıs Karayolu Güvenliği ve Trafik Haftası
4 – 10 Mayıs İş Güvenliği Haftası
5 Mayıs Avrupa Günü
6 Mayıs Hıdrellez
Mayıs ayının 2. Pazar günü Anneler Günü
10 Mayıs Danıştay ve İdari Yargı Haftası
10 – 16 Mayıs Engelliler Haftası
12 – 18 Mayıs Hemşireler Haftası
14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü
15 Mayıs Hava Şehitlerini Anma Günü
15 Mayıs Uluslararası Aile Günü
15 Mayıs Tarihini İçine Alan Hafta Aile Haftası
18 – 24 Mayıs Müzeler Haftası
19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı
19 – 25 Mayıs Gençlik Haftası
25 Mayıs Etik Günü
29 Mayıs İstanbul’un Fethi
HAZİRAN
5 Haziran Dünya Çevre Günü
Haziran Ayının 2. Haftası Çevre Koruma Haftası
3. Pazar Babalar Günü
26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı İle Mücadele Günü
TEMMUZ
1 Temmuz Kabotaj ve Deniz Bayramı
10 Temmuz Dünya Nüfus Günü
24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı
AĞUSTOS
26-30 Ağustos Zafer Haftası
30 Ağustos Zafer Bayramı
EYLÜL
1 Eylül Dünya Barış Günü
19 Eylül Gaziler Günü
Eylül ayının 3. Haftası İlköğretim Haftası
25 Eylül – 1 Ekim Yangından Korunma Haftası (İtfaiyecilik Haftası)
26 Eylül Türk Dil Bayramı
Eylül Ayının Son Haftası Demiryolları Haftası
27 Eylül Dünya Turizm Günü
EKİM
1. Hafta Camiiler Haftası
Ekim ayının ilk Pazartesi Dünya Çocuk Günü
4 Ekim Hayvanları Koruma Günü
4 Ekim Dünya Mimarlık Günü
5 Ekim Uluslararası Öğretmenler Günü
8 Ekim -12 Ekim Ahilik Kültür Haftası
13 Ekim Ankara’nın Başkent Oluşu
13 Ekim Dünya Konut Günü
14 Ekim Dünya Standartlar Günü
(Tüketiciyi Koruma Haftası)
16 Ekim Dünya Gıda Günü
Ekim ayının 3. haftası Standartlar Haftası
24 Ekim Birleşmiş Milletler Günü
29 Ekim – 4 Kasım Kızılay Haftası
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
31 Ekim Dünya Tasarruf Günü
KASIM
29 Ekim – 4 Kasım Kızılay Haftası
1 – 7 Kasım Türk Harf Devrimi Haftası
2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası
3 -9 Kasım Organ Bağışı ve Nakli Haftası
6 Kasım Dünya Şehircilik Günü
Kasım ayının 2. Pazartesi başlayan hafta Dünya Çocuk Kitapları Haftası
10 Kasım Atatürk’ün Ölüm Yıldönümü
12 Kasım Afet Eğitimi Hazırlık Günü
10 – 16 Kasım Atatürk Haftası
16 Kasım UNESCO’nun Kuruluş Günü
20 Kasım Dünya Felsefe günü
20 Kasım Çocuk Hakları Günü
22 – 27 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası
24 Kasım Öğretmenler Günü
ARALIK
1 Aralık Dünya AIDS Günü
2 – 9 Aralık Mevlana Haftası
3 Aralık Dünya Özürlüler Günü
5 Aralık Kadın Hakları Günü
3 – 9 Aralık Vakıf Haftası
10 Aralık gününü içine alan hafta İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası
4 Aralık Dünya Madenciler Günü
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü
12 – 18 Aralık Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası
21 Aralık Dünya Kooperatifcilik Günü
27 Aralık Atatürk’ün Ankara’ya Gelişi

Kaynak :http://www.meb.gov.tr/belirligunler/belirli_gun.htm

Sarı Satırlar,Millî Eğitim Bakanlığı Eylül 2005 Tarih ve 2569 Sayılı Tebliğler Dergisinde Yayınlanan Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği Çerçevesinde İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumlarında Kutlanacak Belirli Gün ve Haftalar Çizelgesinde Yer Alanlarıı Göstermektedir

Kaynak : Millî Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisi Eylül 2005-2569